Gelişim Psikolojisi

0
2050
gelişim psikolojisi
Gelişim psikolojisi nedir?

Gelişim Psikolojisi Nedir?

Gelişim psikolojisi; bedenimiz, davranışlarımız, düşüncelerimiz, duygularımız, sosyal ilişkilerimiz ve kişiliğimizdeki yaşa bağlı değişimleri inceleyen bilim dalıdır.

Bilimsel metot ortaya çıkmadan önce birçok filozof, gelişim üzerine fikirler üretmiştir. Bunların ilki 4. yüzyılda, filozof ve tanrıbilimci Kuzey Afrikalı Augustine of Hippo’nun ‘İlk Günah’ savıdır. Augustine’e göre bütün insanlar doğuştan bencil, inatçı ve günahkâr olmaya yatkın bir şekilde doğar. Günahkâr bir şekilde yaşamaya yatkın doğan çocuk, bu özelliğinden disiplinli bir hayat yaşayarak kurtulabilir. Burada anne ve babaya düşen sorumluluk ise çocuklarının günahlı davranışlarını düzeltmek ve onları kısıtlamaktır. Diğer bir felsefi görüş ise 17. yüzyıl İngiliz filozoflarından John Locke’un ‘Boş Levha’ (‘Tabula Rasa’ yahut ‘Blank Slate’) savıdır. Bu düşünceye göre insan zihni doğuştan boş bir levha gibidir; yani insanların zihinlerinde doğuştan gelen bir fikir yoktur. Dolayısıyla insanlar arası farklılıklar, doğuştan gelen yatkınlıklarla değil; çocukluktaki davranış şekillenmesine, deneyimlere ve çevreye bağlı olarak açıklanabilir. Bu iki yaklaşımdan daha farklı bir düşünce ise 18. yüzyıl filozofu Jean Jacques Rousseau’nun ‘Doğuştan İyilik (Innate Goodness)’ savıdır. Rousseau, her insanın doğuştan iyi olmaya meyilli olduğunu ve gelişmelerine yardımcı olan deneyimler aradığını iddia etmiştir. Ona göre çocukların tam potansiyellerine ulaşabilmeleri için beslenmeye, bakıma ve korunmaya ihtiyaçları vardır. İyi bir bakım, beslenme ve korunmayla büyüyen çocuğun güzel bir gelişimi olurken; tam tersi bir çevreyle karşılaşan çocuğun ise gelişimi kötüdür ve çocuk bu kötü deneyimleri yüzünden, doğuştan gelen iyi olma yatkınlığını ifade edemez.

Felsefi bakış açıları Çocuğun doğuştan gelen yatkınlığı Ebeveynlerin sorumluluğu
İlk günah Günahkâr Düzeltmek için müdahale etmek
Boş levha Nötr Davranışları şekillendirmek
Doğuştan iyilik İyilik Bakım, beslemek ve korumak

Felsefe, insan gelişimi hakkında belli düşüncesel temelleri atmıştır fakat 19. yüzyılda gelişimi daha iyi anlayabilmek için insanlar bilimsel yöntemleri kullanmaya başlamışlardır. 1930 itibariyle ise modern gelişim psikolojisinin temelleri atılmıştır.

İnsan gelişimiyle ilgili ilk düzenli çalışmalar Charles Darwin tarafından yapılmıştır. Darwin ve diğer evrimciler insan gelişimini anlamanın en iyi yolunun çocuklar üzerinde çalışmak olduğunu düşünmüşlerdir. Darwin de dahil birçoğu, kendi çocuklarının erken gelişimlerini ayrıntılarıyla kaydetmişlerdir. Bulmayı umdukları kayıtlar ise evrim teorisini destekleyecek nitelikteydi. Darwin’in evrim teorisi modern gelişimsel psikoloji için önemli bir kaynak olmuştur. Örneğin, gelişim evreleri kavramı evrim teorisinden gelmektedir.

G. Standley Hall ise gelişimi araştırmak için daha objektif yoların kullanılması gerektiğini savunmuş ve çok sayıda çocukla görüşmüş ve anketler yapmıştır. Aynı zamanda Darwin’den etkilenen Hall, öne attığı ‘Tekrarlama Kuramı’nda oyun oynayan çocukların her hareketinin kalıtımsal bir temeli olduğunu ve bireylerin hayatları boyunca kendinden önceki soyunun geçirmiş olduğu aynı gelişmeyi geçireceğini iddia etmiştir. Hall’a göre sonradan kazanılan özellikler kalıtımla geçebilir. Fakat ‘Tekrarlama Teorisi’ çocuk oyunlarındaki yenilik ve gelişimleri açıklamada yetersizdir.

Jean Piaget, gelişim psikolojisindeki en etkili teorilerden birini ortaya atan bilim adamıdır.  Eşiyle birlikte çocuklarının düşünsel ve dilsel gelişimlerini ayrıntılarıyla kaydetmişlerdir. Piaget, 1921’den 1980’e kadar çocuklarda mantıksal düşünmenin gelişimini araştırmış ve mantıksal düşünmenin doğumdan ergenliğe kadar 4 evrede geliştiğini söylemiştir. İlk evrede, yeni doğan bebekler çevrelerini, duyularıyla ve motor yetenekleriyle keşfederler. İkinci evrede, gelişmeye devam eden çocuğun iletişim ve düşünme için sembol (örneğin dil) kullanma yeteneği gelişir. Sembolleri kullanmada yeterli olan çocuk diğer evreye geçer mantıksal düşünme yeteneklerini geliştirir. Son evrede yani ergenlik yıllarında ise artık mantıksal düşünme yetenekleri gelişen çocuk, hem soyut hem hipotetik problemler üzerinde mantık yürütme yeteneğini geliştirir ve böylece tüm evreleri tamamlamış olur. Piaget’in bu teorisi, modern bilişsel gelişimsel psikolojinin temellerini atmıştır.

Paul Baltes’e göre ise gelişimi anlamak için biyolojik, sosyokültürel ve bireysel faktörler önemlidir. Ortaya attığı ‘Yaşam Boyu Gelişim’ bakış açısında Baltes, diğer çoğu bakış açısında olduğu gibi sadece çocukluk ve ergenlik yıllarına odaklanmamış, ileriki yaşlardaki değişimleri ve gerilemeleri de incelemiştir. Yani bu bakış açısına göre 2 şey önemlidir; ilki, gelişim döllenme ile başlayan ve ölüm ile sona eren yaşam boyu bir süreçtir. Yani bedensel gelişme evrelerini merkez alan bakış açılarıyla bu yönden ayrılmaktadır. İkincisi ise gelişimin, büyümenin sonlanması ya da olgunlaşma ile sona ermediğini öne atmalarıdır. Yani çocukluk ve ergenlik yıllarına gösterilen ilgi yaşamın diğer evreleri için de gösterilmelidir. Bunlara ek olarak Baltes, yaşam boyunca davranışta ortaya çıkan sabitliliğin ve değişimin araştırılması üzerinde durmuştur.  Günümüzde artan ortalama yaşam süresinden dolayı insanlar bu bakış açısına sempatik bakmaktadırlar.

Gelişim üzerine birçok teoriler ve kuramlar ortaya atılmıştır. Bu teori ve kuramların her biri farklı açılardan gelişimi incelemiştir. Ahlaki, psikososyal, dil gelişimi, bilişsel gelişim , kültürel gelişim ve psikoseksüel gelişim kuramları için bakabilirsiniz:

Kaynak

Body, D, Johnson P and Bee H. Lifespan Development. Chapter 1: Basic concepts and methods. Page:1-20

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz