Klasik Koşullanma

0
2395

19. yüzyıl sonlarına doğru, bir Rus fizyolog olan Ivan Petrovich Pavlov kariyerindeki dönüm noktasına ulaştı. Kariyerine dolaşım sistemleri hakkında araştırmalar yaparak başlayan Pavlov sonraları sindirim sistemlerini incelemeye karar verdi ve farklı koşullarda hayvanlardaki salya salgısını ölçebileceği bir sistem kurdu. Bu sistemi kurmasındaki temel amaç vücudun yiyecekleri nasıl kimyasallara dönüştürüp kana karıştırdığını anlamaktı. Laboratuara getirdiği köpeklere önce yiyecek veriyor daha sonra akan salya miktarını ölçüyordu. Ölçümleri sırasında, yiyeceğin özelliğinin salya miktarını değiştirdiğini fark etti. Örneğin, kuru bir gıda verildiğinde çok fazla salya salgılanırken daha sulu gıdalarda salya miktarı azalıyordu. Bunun yanında, bir süre sonra yemek vermek için laboratuara girdiğinde hayvanlara yiyecek vermeden salya salgısının başladığını fark etti. Bu önemli ayrıntı psikoloji tarihinde bir devrim olacak ‘Klasik Koşullanma Teorisi’ nin ortaya çıkmasında büyük rol oynadı. Pavlov sindirim sistemi araştırmalarını yarıda bırakıp köpeklerin yiyecek gelmeden salya salgılamayı öğrenmesi üzerine çalışmaya başladı.

Klasik Koşullanma

Pavlov, köpeklerin et gibi doğal bir uyarıcıya verdiği tepkiyi yapay uyarıcılara da aynı tepkiyi vermesini sağlamak adına bir dizi deneyler yaptı. Yapay uyarıcı olarak zil sesini kullanan Pavlov, laboratuardaki köpeklere et vermeden önce zili çalıp ardından et veriyordu. Bir süre sonra köpeklere sadece zil çalındığında köpekler et olmadığı halde salya üretmeye başladılar.

Et (Koşulsuz uyaran)      –      Salya (Koşulsuz tepki)

Zil (Nötr uyarıcı)             – Tepki yok

Zil + Et                         –      Salya

….

Zil (Koşullu uyaran)     –     Salya (Koşullu tepki)

Koşulsuz (Şartsız) Refleksler

-Genellikle doğuştan gelen reflekslerdir.

-Bireyden bireye küçük farklılıklar gösterse de bir türün bütün üyelerinde kalıcıdır.

-Öğrenilmemiş reflekslerdir. Örneğin köpeğin ağzına yiyecek konulduğunda salya salgılaması gibi.

-Koşulsuz refleks bir koşulsuz uyaran ve bir koşulsuz tepkiden oluşur. Koşulsuz uyaran davranışı tetikler ve bunun sonucunda oluşan davranışa koşulsuz tepki denir.

-Koşulsuz uyaranlar hayatta kalmak için çok önemlidirler. Örneğin, bir fare herhangi bir yırtıcı tarafından saldırıya uğradığında, savunma yapması için çok geçtir. Bu yüzden fareler doğuştan, düşmanlarından kaçmak için onlarla ilgili olan tüm kokuları fark edebilme eğilimine sahiptir.

Koşullu (Şartlı) Refleksler

-Doğuştan gelmezler. Sonradan deneyimle kazanılırlar.

-Doğuştan gelen reflekslerle kıyaslandığında kalıcılıkları daha azdır.

-Bireyden bireye çokça farklılık gösterirler.

-Öğrenilmiş, kazanılmış reflekslerdir.

-Koşullu refleksler, bir koşullu uyaran ve bir koşullu tepkiden oluşur. Koşullu uyaran davranışı tetikler ve koşullu tepki oluşur. Örneğin, zil sesiyle et verilen bir köpeğin bir süre sonra et olmadan zil çalındığında salya salgılaması bir koşullu reflekstir. Bu örnekte, et koşulsuz uyaran iken, zil koşullu uyaran ve zil sesine salya salgılama da koşullu tepkidir.

Nötr Uyaran: Koşullanma öncesinde hiçbir anlam ifade etmeyen ve bir tepkiye yol açmayan uyarandır. Koşullanmayla birlikte nötr uyaran koşullu uyaran olabilir.

Birincil Pekiştireç: Koşulsuz tepkileri oluşturan uyarıcılardır.

İkincil Pekiştireç: Koşullu tepkileri oluşturan uyarıcılardır.

Yalancı Koşullanma: Bir nötr uyarıcının, koşulsuz uyaran sonrası koşullu tepkiye dönmesine denir. Örneğin, hemşire acı verici bir iğne yaparken öksürüyor. İğne sırasında canınız yanıyor ve irkiliyorsunuz. İğne sonrasında hemşire tekrardan öksürüyor ve bundan irkiliyorsunuz. İlk bakıldığında burada koşullanmanın gerçekleştiği düşünülebilir fakat iğne sonrasında öksüren hemşireden korkmanız koşullanmadan değil, iğnenin vücudunuzu hassaslaştırmasından kaynaklanabilir. Bu duruma yalancı koşullanma denir.

Üst Düzey Koşullanma: İyi yapılanmış bir koşullu uyaranı nötr bir uyaranla birleştirerek nötr uyaranı bir koşullu uyaran haline getirme sürecidir. Örneğin, zil sesine salya salgılayan köpeğe, zil sesiyle birlikte bir üçgen gösterilir ve bu bir süre devam ederse; üçgen, zil sesi olmadan gösterildiğinde köpek salya salgılamaya başlar.

Et (koşulsuz uyaran) – Salya (koşulsuz tepki)

Zil sesi (nötr uyaran) + Et(koşulsuz uyaran) – Salya(koşulsuz tepki)

……..

Zil sesi(koşullu uyaran) – Salya(koşullu tepki)

Üçgen(nötr uyaran)+ Zil sesi(koşullu uyaran) – Salya(koşullu tepki)

……….

Üçgen(koşullu uyaran) – Salya (koşullu tepki)

Klasik Koşullanmayı Etkileyen Etmenler

1)Koşullu uyaran ve koşulsuz uyaran nasıl eşleşti?   

a)İzli Şartlandırma (trace conditioning): Laboratuar dışında yaygın olan bir şartlandırma türüdür. Koşullu uyaran, koşulsuz uyaran başlamadan biter ve sonrasında koşulsuz uyaran verilir. Örneğin, zil sesi (koşullu uyaran) verilir ve bir süre sonra üçgenin gösterilmesi.

b)Gecikmeli Şartlandırma (delay conditioning): İzli şartlandırma gibi gecikmeli şartlandırma da laboratuvar dışında yaygındır. İzli şartlamadaki gibi önce koşullu uyaran verilir sonra koşulsuz uyaran verilir fakat gecikmeli şartlamada koşullu uyaran başlar ve bitmeden koşulsuz uyaran verilir. Yani iki uyaranın zamanı çakışır.

c)Eş Zamanlı Şartlandırma (simultaneous conditioning): Hem şartlı hem şartsız uyaran aynı anda başlar ve aynı anda biter. Doğal çevrede çok nadir görülür. Şartlı bir tepki oluşturmak için zayıf bir prosedürdür.

d)Geriye Doğru Şartlandırma (backward conditioning): Önce koşulsuz uyaran verilir, daha sonra koşullu uyaran verilir. Örneğin, önce et verilip bir süre sonra zil çalınması gibi. Bu yöntem de eş zamanlı şartlandırma gibi etkisiz bir yöntemdir.

!!!Göreceli etkisizlikten dolayı eş zamanlı ve geriye doğru şartlandırma prosedürleri, Pavlov koşullanmalarında nadiren kullanılmaktadır. Fakat reklam acenteleri bu şartlandırma türlerini sıklıkla kullanır.  

2)Koşullu uyaran ve koşulsuz uyaranın birlikte görülme sıklığı (contingency).

A olayından sonra B olayı muhakkak oluyorsa ve bu tekrar ediyorsa şartlanma ihtimali ve gücü yüksek olur. Örneğin, her zil çalındığında et verilmesi gibi. Eğer bu oran düşerse, koşullanma olasılığı da düşer.

Uyaranların birlikte görülme sıklığı yüksek Uyaranların birlikte görülme sıklığı düşük
Zil – Tepki yok > Et – Salya salgılama   Zil – Tepki yok > Et – Salya salgılama  
Zil(nötr u.)-Et(koşulsuz u.)  >    Salya (koşulsuz tepki) Zil(nötr u.)-Et(koşulsuz u.)   >  Salya (koşulsuz tepki)
Zil  –  Et    >    Salya Zil  – (Et yok)  >     Tepki yok
Zil  –  Et     >   Salya (Zil yok) – Et  >     Salya
Zil  –  Et      >  Salya (Zil yok) –  Et   > Salya 
Zil  –  Et     >   Salya          Zil  – (Et yok)    >   Tepki yok
Zil (koşullu uyaran)    >   Salya (koşullu tepki) Zil   >     Tepki yok
Uyaranların birlikte görülme sıklığı yüksek Uyaranların birlikte görülme sıklığı düşük
Ses: nötr uyaran > Elektrik şoku: korku (koşulsuz uyaran) Ses: nötr uyaran > Elektrik şoku: korku (koşulsuz uyaran)
Ses+şok   >   korku (koşulsuz tepki) Ses+şok      korku
Ses+şok    >  korku Ses+(şok yok)   >    tepki yok
Ses+şok   >   korku Ses+(şok yok)    > tepki yok
Ses+şok   >   korku (ses yok)+şok     > korku
Ses+şok    >  korku Ses+(şok yok)    > tepki yok
Ses (koşullu uyaran)  >   korku (koşullu tepki) Ses    >   tepki yok

Örnekte de görüldüğü üzere, elektrik şoku ve sesin sürekli olarak birlikte verilmesi şartlanmanın oluşmasını sağlayıp sesi bir koşullu uyaran yaparken; uyaranların düzensiz bir şekilde birlikte verilmeleri ve eşleşmenin nadir olması koşullanma oluşturmamıştır.

3)Koşullu uyaran ile koşulsuz uyaran arasındaki zaman bitişikliği (contiguity).

Şartlanmanın daha hızlı oluşması için uyaranlar arasındaki zamanın oldukça kısa olması gereklidir. Aynı anda verilen koşullu ve koşulsuz uyaranlarla yapılan koşullanmaların çok etkili olmadığı göz önüne alındığında, uyaranlar arasında bir süre olmalı ve bu süre oldukça kısa olmalıdır. Fakat bazı koşullanmalarda uzun zaman aralığı da etkili olabilmektedir. Örneğin, tat tiksinmelerinde yemek yedikten birkaç saat sonra midemizin bulanması yahut kusmamızla o yiyecek eşleşir ve yiyeceğe karşı tiksinme olur. Buna ek olarak kullanılan koşullanma tipine göre de zamanın etkisi değişebilir. Örneğin, gecikmeli şartlandırmalarda kısa zaman aralığı önemsizken izli şartlandırmalarda kısa zaman aralığı önemlidir.  Özetle, uyaranlar arasındaki uygun zaman aralığı durumdan duruma değişmektedir.

4)Uyaranların özellikleri

-Güçlü olan uyaran zayıf olan uyarana göre daha kolay etki eder. Örneğin, güçlü bir ışık zayıf bir sesten daha etkili bir koşullu uyaran olur.

-Bazı uyaranlar doğasından dolayı daha etkili bir koşullu uyaran olabilir. Yapılan bir araştırmada bir grup insana önce yılan resmi gösterilip daha sonra hafif elektrik şoku verilmiş, ikinci gruba ise kelebek resmi gösterilip ardından hafif elektrik şoku verilmiştir. Bu süre zarfında ilk grubun insanları yılan gördüğünde daha fazla bir tepki verirken, ikinci grup insanlar kelebek resmi gördüğünde daha hafif tepki vermişlerdir. Sonuç olarak, her iki grup için koşullanma gerçekleşmiş ama uyaranların (yılan-kelebek) doğasından kaynaklanan farklılıklar koşullu tepkinin gücünü etkilemişlerdir.

5)Koşullu ve koşulsuz uyaranla daha önceki deneyimler

-Daha önce çok az deneyimi olan veya hiç deneyimi olunmayan bir uyaran daha kısa sürede koşullu uyarana dönüşür. Örneğin, daha önce 100 kere köpek gören bir kişi 101. Köpek görüşünde köpek tarafından ısırıldığında, bu olay hemen koşullanmaya dönüşmezken; daha önce 10 kere köpek görüp 11. Köpek görüşünde köpek tarafından ısırılan birey daha sonra köpek gördüğünde korkmaya başlayabilir. Yani köpekle daha az deneyimi olduğu için yaşadığı olay daha kısa sürede koşullanmaya dönüşür. 

6)Koşullanma adımları arasındaki süre

Uyaranları ilk kez birlikte verdikten sonra ne kadar süre sonra ikinci kez vermemiz gerektiği önemlidir. Bunun için 20 saniye ve daha uzun aralıklar daha uygundur. Örneğin, zil çalıp et verdikten sonra 30 saniye beklemek ve aynı işlemi tekrar etmek.

7)Mizaç

Pavlov, bazı köpeklerin diğerlerinden daha heyecanlı olduğunu ve daha heyecanlı köpeklerin diğerlerine göre daha hızlı öğrendiğini fark etti.

8)Stres

Stresli olan bireylerin daha rahat bireylere göre daha hızlı öğrenir. Fakat stres seviyesi cinsiyetlere göre değişebilir.

Klasik Koşullanma ile İlgili Bazı Terimler

Gölgeleme: Aynı anda verilen iki uyarıcıdan güçlü olanın baskın çıkmasıdır. Örneğin, aynı anda güçlü bir zil sesi ve hafif bir ışık verildikten sonra köpeğe et verilir ve bu işlem tekrar edilir. Son olarak et vermeden sadece güçlü zil sesini verdiğimizde köpek salya salgılarken, et verilmeden sadece  zayıf ışık verildiğinde köpek salya salgılamaz. Bu örnekte zil sesi zayıf ışığı gölgelemiştir.

Engelleme: Koşullu bir uyaranla nötr bir uyaranı birleştirdiğimizde nötr uyaran koşullu uyarana dönüşmez. Örneğin,

1.Aşama :

Zil (nötr uyaran)- tepki yok

Elektrik şoku (koşulsuz uyaran)-korku (koşulsuz tepki)

Zil+elektrik şoku = korku(koşulsuz tepki)

Zil+elektrik şoku=korku

“”””””””””

Zil(koşullu uyaran)=korku(koşullu tepki)

2.Aşama:

Işık (nötr uyaran)-tepki yok

Zil(koşullu uyaran)-korku(koşullu tepki)

(Zil+ışık)   + elektrik şoku =korku

(Zil+ışık)   + elektrik şoku =korku

“””””””””

Işık =korku yok

Zil=korku

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz